EĞİTİMİN İŞLEVLERİ

EĞİTİMİN İŞLEVLERİ

Eğitim kurumu, diğer toplumsal kurumlar gibi toplumsal ihtiyaçları karşılamak için ortaya çıkmıştır.  Temel amacı, toplumdaki bu işlevleri iyileştirip, topluma uyumlu ve yararlı hale getirerek eğitim kurumunun işlevleri o toplumda eğitimin amaçlar ile bağlantılı olup onun tarafından biçimlendirilir. Bir takıma toplumsal amaçlara göre eğitimin amaçları da değişir. Fakat her toplumda değişmeyene everensel nitelikte işlevler de vardır. Eğitiminde de bazı temel işlevleri vardır. Bunlar toplumsal siyasal ve ekonomik ve bireyi geliştirme olmak üzere 4 tanedir.

Eğitimin toplumsal işlevleri

Eğitimin toplumsal işlevi, toplumun yaşama kaynağı olan dolayısıyla toplumun sürekli gelişimi ve sürekliliğini sağlayan bireyler yetiştirmektedir. Eğitim kurumunu bu süreçteki temel fonksiyonlarını birisi mevcut toplumsal kültürün norm ve değerlerinin genç kuşaklara aktarılması ve toplumun bütünlüğünü ve sürekliliğini sağlamasıdır. Bu bağlamda eğitimi sosyal kontrol aracı olarak nitelendirebiliriz. Bu özelliği ile eğitim toplumda mevcut kültürü korumaya, düzeni bozucu yöndeki davranışları denetlemeye yöneliktir.

Eğitim süreci kendi tanımında var olan toplumun sürekliliğini sağlamaya görevini yerine getirirken aynı zamanda toplumların değişme ve gelişme eğilimini de göz önünde bulundurur. “Dewey’e göre ’yaşam’ bir gelişmedir; gelişme ve büyüme yaşamdır.” Bu durumda eğitimden beklenen yalnızca mevcut kültürel değerlerin yeni kuşaklara aktarılması değil aynı zamanda tolumda meydana gelen değişmelere uyum gösterebilecek bu değişme katkıda bulunacak bir biçimde yetiştirilmelerine sağlanacaktır.

Özetle, eğitimin toplumsal işlevi bir yandan bireye toplumun kültürel değerleri öğretecek bireyi geliştirmek ve bu kültürel değerlere uyum sağlanması amacıyla onu toplumsallaştırmak; diğer taraftan toplumsal gelişmeyi daha ileri noktalar taşımak için değişim, iş birliği iletişim yeteneklerini bireylere kazandırmak olarak tanımlanabilir.

Eğitimin Ekonomik İşlevi

İnsanlık tarihine göz attığımızda, tüm toplulukların yaşam biçimlerini belirlemede en önemli etkenlerden birinin ekonomik yaşamının nasıl düzenlenebileceği ya da üretim paylaşmanın nasıl olacağı tartışması olacağı görülür. Dolayısıyla ekonomi de toplumsal kurumlar içinde önemli yere sahiptir. Ekonominin temel girdilerinden biri doğa ve doğanın sağladığı olanaklar ise de yine de en temel unsur insan kaynağıdır.

Eğitim açısından konuya yaklaştığımızda eğitim sistemin ekonomik sisteminin çağın gerisine uygun olarak geleceğin üreticileri olarak çağdaş bilgiye ve beceriye sahip insan gücünü yetiştirmek olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda Worsley, “modern planlı bir ekonomide, ekonomi ve eğitim arasında ki ilişkiyi nitelikli iş gücünün toplumun sosyal ve ekonomik önceliklerine göre diğer bir deyişle eğitimin bu hedeflere şekillenmesi için harekete geçirilmesi olarak tanımlamaktadır.

Teknolojik ilerleme ile birlikte ekonomide kullanılabilecek nitelikli iş gücü ihtiyacı da değişme uğramıştır bu bağlamda endüstrileştirme hızlandıkça ve geliştikçe ekonomik uygulamalar için sadece temel bilgiler yeterli olmaktan çıkmıştır. Bu doğal bir sonuç olarak beraberinde uzlaşmayı getirmiştir. Ortaya çıkan yeni gereksinimler ise yeni meslekleri ortaya çıkarmıştır. Aynı zamanda ekonomistler, üretim artış oranında eğitimin önemli bir rol oynadığını göstermişlerdir.

Eğitimin ekonomik işlevi salt ekonomiye üretici birey yetiştirmek değildir. Aynı zamanda bireylere ülke ekonomisinin ve genel anlamda ekonominin gerektirdiği tüketici davranışını kazandırarak düzenli ve dengeli bir ekonomik yaşamın oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Bu katkı bireylere kaynakların akılcı bir şekilde değerlendirilmesi için gerekli davranışların kazandırılması şeklinde olmaktadır. 

 

Eğitimin Siyasal İşlevi

Eğitim toplumsal bir kurumdur. Yetişkin kuşakların yetişmekte olan kuşaklar üzerindeki bir etkisi, bir eylemi olarak da nitelendirilebilir. Bu durumda eğitim toplumsal yapılara ve toplumsal yönetim biçimlerine göre farklı olarak uygulanabilmektedir. Nitekim eğitimin siyasal işlevi toplumsal yapılarda örgütlü hukuksal yapılanmanın yani devlet yapısının ortaya çıkması ile önem kazanmıştır. Eğitimin siyasal niteliği eğitimin bizzat devletin bir işlevi olmasından ileri gelir.

“Eğitimin siyasal işlevinin ilk olarak Avrupa kıtasında önem kazanmaya başladığı söylenebilir. Nitekim uygarlık tarihine baktığımızda Avrupa toplumlarında devletin desteklediği eğitimin hareketinin politik yaşamda ulusçuluk hareketi ile eşdeğer sayıldığını görürüz. Bu durumun günümüze geldiğinde daha büyük anlam ifade ettiği söylenebilir. Çünkü çağdaş modern toplumlarda eğitim bir devlet işi olarak ele alınmıştır. Bu doğrulukta eğitimin bir devlet işi olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda eğitimin siyasal işlevi ile ilgili olarak iki temel unsurdan bahsedebiliriz.

1-Mevcut siyasal siteme sadakati sağlamak; toplumun bireylerine milli değerler kazandırarak mevcut siyasal düzeni korumaya yönelik eğitim vermektir. İktidarlar planladıkları eğitimle toplumda birlik, bütünlük ve dayanışmaya hedeflenmektedir. Diğer yandan iktidarların eğitimin içeriğini amaçlarına göre şekillendirmek için yoğun bir çaba içinde oldukları görülmektedir.

2-Eğitimin bir siyasal işlevi de lider ve seçmen yetiştirmektir. Konun diğer boyutu seçme yetiştirmek demokratik işleyişin gereği olarak seçme ve seçilme hakkını iyi kullanan bireyler vatandaşlar yetiştirmek şeklinde ifade edilebilir. Bu sayede eğitim düzeyi yükseldikçe toplumlardaki siyasi bilincin de yükseleceğini belirtilmektedir.

 

 

 Eğitimin Bireysel İşlevi

Eğitimin bir işlevi de bireyi hazırlama ve bireyin bir şeyler için hazır olmasını sağlamaktadır. Bireyin hazır olması gereken şey ise kuşkusuz yetişkin yaşamının sorumluluk ve ayrıcalıklarının Dewey e göre toplum, sahip olduğu olanakları daha ileri götürmek ve buna uygun olarak da bireyi ilerideki talepleri getirebilir. Hale getirmek zorundadır. Buna göre birey bir eğitim kurumu olan okullarda doğal ve toplumsal çevresini tanıyarak bunlardan en iyi şekilde yararlanan ve temel ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılama yolarlını öğrenir. Bu şekilde eğitim bireyin kendini gerçekleştirmesinde katkıda bulunur. Bu gerçekleştirme de en somut gösterge eğitilmiş bir insanın eğitilmemiş bir insan ile kıyasladığında kendisi ile önemli olan şeyleri daha iyi bilmesidir. Zira eğitimde kullanılan yöntem sağlam ve kalıcı alışkanlıklar oluşturuluncaya kadar zihinsel faaliyetleri yenilemek ve onarlı işlemektir. Bu sayede doğanın insana sunmuş olduğu ham yeteneklerin ve özelliklerin işleyerek geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesi söz konusu olacaktır. Bu sayede insan toplumsal anlamda ahlaklı, akıllı ve özgür bir konumda olacaktır.

Bireyin kendini geliştirmesinin eğitim kuruluşlarının önemli bir işlevi haline gelmesi, özellikle modern ve demokratik toplumlarda bireyi verilen değerlerin artması ile doğru orantılıdır. “eğitim kuruluşlarının bu işleği yerine getirmesi ile birey hem fiziksel hem duygusal hem de zihinsel yönden gelişme fırsatı bulacaktır.

Eğitim birey için gördüğü bu ana işlevler yanında aynı zamanda doğrudan gözlenemeyen bu alanda gizli olarak adlandırabileceğimiz bir takım işlevleri de içinde barındırır. Bunarlı kısaca; eş seçme, tanıdık sağlama ve statü sağlama olarak ifade edilebilir. Bunun yanında “eğitime olan saygı sadece eğitimin sağladığı olanaklardan gelmez. Bizzat eğitimin kendisi, statü tevcih eder”.

 

 

Yorum Yaz